Erzurum Kültür, Sanat, Siyaset Gazetesi

Erzurum Kültür, Sanat, Siyaset Gazetesi

Yazarlarımız

Muammer Cindilli
Muammer Cindilli
M. Çetin Baydar
M. Çetin Baydar
Vedat Eğilmez
Vedat Eğilmez

EKONOMİ

doviz_imkb_altn_erobond-joomlatime.com
Administrator tarafından yazıldı   
Makale Dizini
Muammer Cindilli'nin ETSO meclis üyelerine hitaben yaptığı konuşma.
Page #
Tüm Sayfalar

 

 Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı

Muammer Cindilli, yaklaşık 4 yıldır birlikte görev yaptığı

meclis üyeleri onuruna Yıldızkent semtindeki Kuğulu

Restorant'ta yemek vererek, 21 Şubat'ta yapılacak olan

seçimler için  çalışmalara başlanılmasını istedi.

                            

 

                      

Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Muammer Cindilli'nin yemekte yaptığı konuşma:

              

   Meclis üyelerime teşekkürü bir borç biliyorum.

     

  Çünkü burayı şahıslarınızı zenginleştirmek için kullanmadınız. Harun gibi gelip Karun gibi gitmeyi talep etmediniz. Burayı şahsi, siyasi atlama yeri olarak kullanmadınız.

    

 İki tür insan var bu dünyada. Birincisi hayata bir şey olmak için geldiğine inanan insanlar:… Gelecek planlamasını mebus olmak, reis olmak, bir şey olmak üzerine kuran insanlar… Bir de hayata değer katmak, mana katmak, bir şey istihsal etmek, bir şey yapmak için geldiğine inananlar. .. Siz ikinci kademedeki arkadaşlarım olarak hep gurur vesilemiz oldunuz. Bu memlekete bir şey yapalım, bir şey katalım, hayatımıza mana katalım… Allah Resulü mealen buyuruyor ki: Muhatabınızın neci olduğuna bakmayın, küçük ve büyük menfaatler karşısındaki tavrına bakın. Sizler alışverişinizde helâlı haramı gözettiniz. ‘Meşru yoldan kazanabildiğimiz kadar kazanalım, ama harcarken bu memleketin yoksulunun çocuğunu da düşünelim.’ bu anlayışla Erzurum “Mahalle Mürebbiliği”nin bir ürünü olarak gayret gösterdiniz. Biz de naçizane bize tevdi ettiğiniz görevi iyi şekilde yapmaya gayret ettik. 

             

Türkiye’de ilk defa yılın Ticaret Sanayi Odası seçildik. Akredite olduk. Uzun yıllardan beri Türkiye’de kredi garanti fonu vardı ama Erzurum şubesini bizimle birlikte açtık.

               

           Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi Türkiye’de yalnız üç büyük ilde vardı, dördüncüsünü burada kurduk. Kurduk da ne yaptık? On kadar arkadaşımız iş sahibi, ekmek sahibi oldu. Bunların tamamı ileri derecede İngilizce bilen insanlar. Şu ana kadar yaptıkları projelerden bir kaçını söyleyeyim: Erzurum tarihinden beri Cevgan’ın, Cirit’in, Gökbörü’nün birlikte oynanabildiği bir il. Köylerimiz çok fukara olmasına rağmen zevk aldığı bir spor dalına yönelik olarak at yetiştirir. Dünyanın en iyi at ırklarından biri, Erzurum Hınıs at ırkıdır. Ata, ata sporumuza gönül verdik, para harcadık, ama bunun katma değerini asla biz elde edemedik. İşte Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi yaklaşık dört aydır kuruldu, şu anda sanayi bakanlığına Avrupa Birliği Hibe Programı’na verdiği projelerden birisi 10 milyon Euro’luk bir hipodrom projesidir. Ve Allahın izniyle, iyi takip edilirse, ortak akıl, ortak heyecan, matbuatımız da desteğini devam ettirirse, hayata geçecektir, yüzlerce insan istihdam edilecektir. Belki vaktiyle Köroğlu’nun, Tosunoğlu’nun atının gittiği Hınıs’ta, Hınıs at ırkı yeniden ortaya çıkacaktır.

         

           

 

Bir başka proje yaptık. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Mevlüt Aras Hocamız koordine etti ve fakültesiyle çalıştık. Bakın Türkiye’nin en büyük ısı merkezi Erzurum’dadır. 50 bin kişi bir tane ısı merkeziyle ısıtılıyor ve bir tek lira bunun teknolojisi için yabancıya para gitmiyor. Atatürk Üniversite’mizin yakıt gideri çok çok düşük…  Niye? Isı merkezi sayesinde…  Bu işi en iyi bilen Erzurum. En nitelikli adamlar Erzurum’da ama Erzurum’un havası kirli… Erzurum’da insanlar soğuktan mı donayım, yoksa karnım mı doyurayım ikileminde….  Projesini yaptık….  Atatürk Üniversitesi’ne bu konuda müteşekkiriz. Erzurum’da şu bulunduğumuz bölgede (Yıldızkent) birkaç tane,  Dadaşkent’te bir veya iki tane, Hilalkent’te bir tane ısı merkezinin kurulmasıyla, Erzurum’daki yakıt tasarrufu veya masrafı yarı yarıya inecektir. Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi bu projeyi yaptı. Şu ana kadar yaptığımız projeler 80 milyon Euro civarında.

                      

             Peki, Bu ABİGEM’ler önceden yok muydu? Vardı. Ama sizlerin gayretiyle Erzurum’a getirildi. Türkiye Odalar Borsalar Birliği’nin TOBB ETÜ’nin (Üniversite) gölgesinin Erzurum’da kurulması için, Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Başbakanımıza  gidildi. Odalar Birliği Başkanı, -“Sinan Özçaylak” burada onunla mülakatında da dile getirildi.-  Ama bunun hayata geçmesi için siyasi gayret, mahalli destek şart. Bu da Allah’ın izniyle yürüyüşünü tamamlamak üzere olan bir süreçtir.

                     

            Yine Ticaret Odamızın o zamanki Gaziantep Sanayi Odası Abigem’iyle işbirliği yaparak gerçekleştirdiği 43 proje oldu. Kredi garanti fonu 10 trilyona yakın değer üretti. Arkadaşlar bunlar önemli işlerdi ama asıl önemli işi şu noktada gerçekleştirmeye çalıştık:

                          

            Erzurum kendi eliyle kendisine adaletsizlik yaratmış bir ildi. Seçildiğimiz günden itibaren hem belediyelerimizin hem vilayetin hem Ankara’nın gündemine şunu taşımaya çalıştık. Erzurum’da kamunun bütün imkânları üniversiteye doğru yönelmektedir. Şehrin batısında modern, kalkınmış kalabalık bir nüfus, şehrin merkezinde ve doğusunda karakoldan başka bir şey yok. Bunu şehir vicdanına biz getirdik. Bu yüzden eleştirildik. Mesela Halk Eğitimin yerine yeni bir kültür merkezi inşa edilmesine karşı çıktık. Kültür merkezinin yeri Üç Kümbet’ler civarı dedik. Adliyenin yeri Göl Başı dedik ve Allah nasip ederse, kuruluşu gerçekleşirse ikinci üniversitenin yeri olarak da eski İş Ocaklarını işaret ettik. Bu şehirde “evvelen adalet, ahiren” adalet demedikten sonra, bir yere varmamız mümkün olmayacaktı. Sesimizi duyurabildiğimiz yerlere kadar duyurduk.

                           

Bir zihin inkılabı gerçekleşti mi? Çok net bir şekilde evet diyemiyorum. Ama konuşulmaya başlanmış olması, ihtiyaç hissediliyor olası şehrin yarınındaki yapılanmanın şunu getireceğini düşündürdü bizlere: ‘Devlet eliyle şehrin batısına çivi çakmak bu şehri iyice bölmektir.’ Bu anlayışı siyaset kurumuna da, kamu bürokrasisine de inaşallah belki yarın belediyelerimize de birlikte nakşedelim.

                   

Bizi gerilikle suçladılar. Niye suçladılar? Biz akan bir nehrin yatağını geriye çeviremezdik. Ama dünyanın ortak aklından, İspanya örneğinden yola çıkarak dedik ki: bu şehir kepenkleriyle bizim. Bu şehrin yerli kepenkleri kapatıldıktan sonra bizim olmaktan çıkar. “Erzurum Çarşı Pazar, Bu bir hayal olmasın. Erzurum çarşı Pazar, türkülerde kalmasın.” Bu ve benzeri sloganlarla şehir insanına hitap etmeye çalıştık. Bununla muradımız nehrin yatağını değiştirmek değildi. Ama Türkiye esnafının omuzlarında, orta sınıfının omuzlarında yükselen bir ülkeydi, Türkiye’yi küresel ya da ulusal vakum sisteminin tesirinden kurtarmak için çorbada bir tuzumuz olsun istedik. Bütün bunları yaparken Ticaret Sanayi Odası olarak birbirimizden alış veriş edelim kültürünü de getirmeye gayret ettik.

                     

                    Bir tek kuruş dışarıdan alış veriş etmedik. Diyebilirsiniz ki bu ne demek; zaten etmeyecektin. Ama hafızalarınızı bir yoklayın. Fikret Palandöken benim rahmetle andığım bir ağabeyimin çocuğu. Fikret Palandöken eğer şu koltuğu alırken buradaki esnafa karşı pozitif ayrımcılık yapmamışsa Mustafa Palandöken rahatsız olur. Bu şehirde bizlerin aidatlarıyla oluşturulmuş bütçelerle elbette bu şehirden alışveriş edecektik ve var gücümüzle vallahi ve billahi valinin, belediyelerin, karayollarının, il özel idaresi, jandarma, kolordu…  hep bu meseleleri anlattık. Bütün mübayanın Erzurum’dan olursa, Erzurum’dan göç durur dedik. Başarılı olduğumuz noktalar da oldu, başarısız olduğumuz noktalar da oldu. Ama bütün bunları yaparken insanları kendi lehimize hiç kullanmadık. Cemalettin kardeşim burada…  sigortacı kardeşlerim burada…   mesela Ticaret Odasının sigorta işleri oldu… kendi teyzemin oğlu, müdürümüz de burada, “biz kendimizden alışveriş edemeyiz. En düşük fiyatı biz versek bile edemeyiz dedi”. Yani imkânları şehrin yararına, kendi aleyhimize olsa bile kullanmaya gayret ettik.

                                

Bir konuda da yüzümüz ak. İlk günden bu yana -İsmail kardeşimizde vardır lütfen toplasın- yaygın matbuatta, Erzurum’un olumlu taraflarıyla gündeme gelmesinde, şöyle söylüyorlar, birinci sıra Ticaret Sanayi odasınındır. Muhtelif televizyonlardaki paket ya da canlı yayınlardan tutun, muhtelif gazetelerde Erzurum’la ilgili meselelerde en fazla Erzurum’u olumlu manada dikte ettiren, yazdıran Ticaret Sanayi Odamız oldu.

                             

Yaptığımız işler yapmamız gerekenlerin yanında elbette az kalır. Ama bir konuda vicdanımız müsterih, bu odaya kendi

 
işimizden daha fazla mesai harcadık. Bütçesini beytülmal bildik… Geldiğimizde 2 trilyona yakın borç vardı.  Şu anda 1 trilyonun üzerinde bütçemiz var…  Ve seçimlerden sonra, odalar birliğinin ve bizim bütçemizi birleştirerek 0 faizle yahut da çok düşük bir faizle Halk Bankası’na vereceğiz. Bir o kadar da Halk Bankası koyacak, piyasada faizler %2.5 iken  %1’le Erzurum Ticaret Sanayi Odası Üyelerine azdan çoğa giden bir ayrıma tabi tutulmak kaydıyla kredilendirme yapılacak ve vallahi ben o krediden istifade etmeyeceğim. Bunları niye söylüyoruz? Hayata bir şey olmak için geldiğine inananlardan değilim. Hayatı ölümün bir tarlası olarak görenlerden ve dünyadayken ahret saadetini de temin etmeye gayret edenlerdenim – inşallah-.

                

Vazifemiz 21 Şubat, çok çok 23 Şubat’ta bitiyor. İstedik ki Erzurum’daki bu zihniyet inkılâbı daha da gayretli bir şekilde yarına taşınsın. Ticaret Odası meclisine, yönetim kuruluna ve başkanlığına seçildikten sonra, bir; gelenek oluşturalım,  ikincisi, bizim de çoluk çocuğumuz var, işimize de zaman ayıralım düşüncesiyle bir dönem yapacağımız söyledik. Devam etmemizi isteyen arkadaşlar da oldu. Ama sözümüzden caysaydık herhalde bize kimse dadaş demezdi. Bizden daha iyi yapabilecek onlarca insan var bu memlekette. Meclisimizde tartıştık. Ticaret odası meclisinde bütün arkadaşlarım gayret ettiler, ama bazı arkadaşlarımız işlerinin rahatlığı da dolayısıyla çok fazla zaman ayırdılar. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Şimdi Yaşar Karahan Bey, ben bu dönem olamayayım, dedi, zorladık, niye? Zaman ayırdı. Özgün bir takım fikirler ortaya koydu. Ticaret Odasının kurumsallaşmasında da iktisat eğitimi, işletme kültürü aldığı için Sacit Bey’in olağan üstü gayreti oldu. Elbette arkadaşlar emek verdiğimiz, gayret ettiğimiz, destek aldığımız sahayı tamamen terk edemezdik. Bu nedenle meclisimizde, komitelerimizde de istişare ettik. Ve Ticaret Sanayi Odası’nın 21 Şubat’ta yapılacak olan seçimlerine kendimizi yenileyerek  -ekibimizde de artış oldu  49’dan 70 küsüre çıktı- gayret edebilecek arkadaşlara teklifler götürdük. Teklif götürdüğümüz arkadaşların tamamına yakını burada. Bir kısmı işleri nedeniyle katılamadılar. Biraz önce oturuyorduk… Sıddık Eren kardeşim aradı… “Ben zaman ayıramadım. İşlerim Erzurum dışındaydı. Arkadaşlarımın emrindeyim… Hangi gurupta ne yapabilirsem sizinle beraberim,  dedi. Onun gibi İbrahim kardeşim bir matbaa görüşmesi nedeniyle şehir dışında olduğunu, telefonla haber verdi. Ama burada olanlarla birlikte 21 Şubat’a kadar yoğun bir gayret sarf edeceğiz. 

                               

Her zaman olduğu gibi bize yakışan üslupla bir yarış sergileyelim.  Bu yarışa herkes katılabilir. Katılanların başımızın üzerinde yeri var. Belden aşağı vurmalar olabilir. Mesela bir gazetemiz veya bir yayın organında yorumlar yapılıyor. “Pırtıcılarla tatlıcılara mı kaldı Ticaret Odası.” Yani bu halkı aşağılamak, esnafı aşağılamak kültürü... Ama o üslupla cevap vermeyeceğiz. Eğer dozu artarsa ben de şu anda bir heybe taşıyorum. Heybenin bu gözünde iyilik var, ihsan var, güzellik var, muhabbet var, kardeşlik var… Bu sermayemiz bizim, çok zengin… Azalırsa heybenin öbür tarafını da çeviririz… Harun gibi gelip, Karun gibi gitmenin ne demek olduğunu anlattırım. Şu anda sizlerin gruplardaki rakiplerinizin hepsi kardeşimiz. Hepsine saygımız sonsuz. İstiyoruz ki belden aşağı vurulmasın. Bakın benim evim şu karşıda… 5 gün önce Ertüğrul Çadırcı isimli bir kardeşimiz Allah’ın rahmetine kavuştu. Defnettik. Bu şehirde herkes birbirinin tabutunun altına girecek. Ne siyasi mülahazalar ne ticari rekabet ne de hırslar birbirimize gülden ağır laf etmemize sebep olmamalı. Meşru vasıtalar kullanmalıyız. Doğru bir hedefe meşru vasıtalarla erişilirse o mübarektir. Ama gayri meşru vasıtalar, bizi yanlışa götürür. Nedir bu? Mesela, siz hepiniz Ticaret Sanayi Odası üyelerisiniz… Bizim de naçizane bu yetkimiz var, ama şu yemeğin parasını ben Ticaret Sanayi Odası’na ödetirsem bu gayri meşru bir vasıta kullanmak olur. Veya bir seçmeni Ticaret Odası’nın arabasıyla ziyarete gidersem yine gayri meşru olur. Eğer sizi ve arkadaşınızı da mesela bir kamu kurumuna ait bir araçla ziyarete geliyorlarsa, lütfen onları helale davet edin. Sizin rakipleriniz kendi iş hayatlarındaki başarılarıyla karşınıza çıksınlar. Devletin imkânlarıyla çıkıyorlarsa, birbirimizi haberdar edelim… Nitekim bazı resimler zaten aldık. Arkadaşlar bugün Ticaret Sanayi Odası komitelerinde 31 grupta startımızı veriyoruz. Listelerimizin rengi mavi beyaz… Değişiklik olursa bildiririz. 31 grupta listelerimiz tamam.

                                     

Yeniden niye otomotiv grubundan adayım? Çünkü Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi’nin Sanayi Bakanlığı’na verdiği projelerin takibi gerekir… Hepsinde ben çalıştım… Takip olmazsa projeler reddedilebilir anlayışıyla… Bu konuda gayretimiz olsun.

                            

 
 
Joomla 1.5 Templates by Joomlashack
Gazeteler