|
 Röportaj: Dursun Amca
Yanlış hatırlamıyorsam bundan dört ya da beş yıl önceydi. Erzurum Cumhuriyet Caddesinde kalem satan ve bazen de tartıyla para kazanan yaşlı bir adam görmüştüm. Ve o günden sonra Cumhuriyet Caddesinden her geçişimde karsılaşıyordum yaslı adamla. Bazen de Lala Paşa Camisinde görüyordum. Yazın o sıcak günlerinde bir gölgelik yer bulamayan kaldırımda sıcaklığın karşısında tartısıyla öylece duran yaşlı adam.
                          Kışın o soğuk aylarında ise insanlara kalem uzatan donmuş ellerin sahibi olan adamı hep de merak etmiştim, bu kimdir neyin nesidir diye? Bu yaşta bu azim bu hayat mücadelesi hep dikkatimi çekerdi. Acaba onunla konuşmak istesem kabul edermi diye hep söylerdim kendi kendime. Meğerse merak ettiğim yaşlı adamın ismi Dursun Amcaymış.                                                Akşam ezanında Lala Paşa Camisinin önünde karşılaştık Dursun Amcayla. Belli ki yine her zamanki gibi namaz kılmaya gelmişti. Dursun amca kendisi  aslen Erzurumlu ve Yoncalık Semtinde oturuyor. Yetmiş yedi yaşında. 1978 yılında dünya ve ahiret arkadaşını kaybetmiş ve bir daha da evlenmeyi hiç düşünmemiş. Çünkü altı yetim kız çocuğu için çalışmış çabalamış onları evlendirmiş ve sonunda tek başına kalmış.                                      Sabah saat yediden akşam saat altıya kadar kalem satan ve tartıyla para kazanan Dursun Amca 1996 yılından bu yana bu işi yapıyor. Kalemleri 500 liraya alıyor 750 liraya satıyor. Tartıdan da 7 veya 8 lira kazanıyor. Dursun Amca kazandığı paranın çoğunu da kocası olmuş kızına ve yetim çocuklarına veriyor yani altı nüfuslu bir aileyi geçindiriyor. Üstelik hem işitme engeli hem sol gözünün görmeme sorunu hem dişlerinin olmaması hem de kalp damar hastalığı… Üniversite Araştırma Hastanesi dişlerinin yaptırılması için 400 dolar istemiş ve o kadar parası olmadığı için dişlerini yaptıramamış. Ve dişsiz kalmış belki de o kadar parası olsaydı dişlerini yaptırırdı.                                     Kim bilir….                         Kulağına takmış olduğu işitme cihazını da sağ olsun hastane ücretinin yarısını ödemiş yarısını da kendisinden almış. Damar tıkanıklığı hastalığını da ilaçlarla tedavi ettiriyor ve bazen de ilaçların parasını bile zor biriktirebiliyor. Gözleri için de doktora gitmek istediğini söyleyen Dursun amca; fakat parasızlıktan dolayı gidemediğini söylüyor. Belki birileri yardım eli uzatsaydı gözleri içinde giderdi. Belki de…                                    Ben Dursun amcaya dilencilik yapmayı düşündün mü sorusunu sorduğumda karsılaştığım cevap çok ilginç ve de çok güzel.                                 Dursun Amca dilenciliğin haram öldüğünü söyluyor elim var kolum var sağlam neden dilencilik yapayım ki. Kendi halime şükrediyorum diyor. Aslında sağlam olan Dursun amcanın eli ve kolu değil sağlam olan yüreği, inancı ve hayata karşı vermiş olduğu mücadelesidir.                                         Anladım ki Dursun Amca sade düşünenlerden değil, ince düşünenlerden. Hakkı bilenlerden, hakkı sevenlerden, hakkı ananlardan…                          Şairin dediği gibi;                      Hayat var, mayat var                                Benim gözüm mayatta                                Hayatın eksiği var                                Hayat eksik Hayatta                                 Kim bilir Dursun amcanın yaşındakiler ayak uzatıp dinlenirken, kim bilir yine onun yaşındakiler el açıp dilenirken, başkasının eline bakarken…                                  Dursun amca böyle yapmamış köşelerde dilenmemiş. Kimsenin eline bakmamış.                                        Ama Dursun amca hayata karşı mücadele vermiş ve veriyor. Bakmakla yükümlü olduğu yetim torunları var. Tartım ve ben diyor, elimdeki kalemler ve ben diyor. Günlük nafakamı çıkarıyorum ya Rabbime şükrediyorum, alın teri akıtmak insana huzur veriyor, işte benim mutluluğum, huzurum budur diyor.                              Aslında dursun amca kendi halinden memnun mutlu bir insan ama ne yazık i biz insanlar onu çoğu zaman mutsuz etmişizdir. Özellikle de yakınları ve akrabaları; Çünkü yakınları ve akrabaları Dursun Amca Cumhuriyet Caddesinde kalem satıp, tartıyla geçimini sağladığı için azarlıyorlar cadde genç insanların yeridir senin ne işin var orada, sen dilenciler gibi kalem uzatıyorsun insanlara diye hor görüyorlar. Dursun Amca’ da ister istemez üzülüyor.                                            Ve ben, Dursun Amcayı hor gören insanlara diyorum ki: sizler ne acubei mahlûkat (acayip insanlar) insanlarsınız. Şaşarım sizin aklınıza. Aklınız varsa kendinize saklayınız.                                               Son olarak Ben Dursun Amcaya hayattaki beklentilerini ve insanlardan bir isteğinin olup olmadığını sordum.                                                                 Dursun amca insanlardan ve özellikle şehrin ileri gelen insanlarında tek bir isteği var. Dul kalmış kızına ve yetim çocuklarına bir yardım eli uzatılmasını istiyor.                                   Elimizi vicdanımıza koyalım vicdanımızın sesini dinleyelim. Dursun amca ve Dursun Amca gibilerinin sesine kulak verelim.                                  Lütfen…                                                                                             Cesim İLHAN      |